top of page
  • mcagici

RESSAMLARIN HASTALIKLARININ SANATLARINA ETKİSİ

VincentvanGogh

1853 - 1890

—37 yaşında intihar eden ressam hayatının sadece son on yıIında aralarında 860 yağlı boyatablonun da olduğu 2.100 kadar resim üretti ve bunların çoğu yaşamının son iki yılında yapıldı. Günümüze kadar 150’den fazla hekim Van Gogh’da, bipolar bozukluk, şizofreni, bir çeşit sinir sistemi rahatsızlığı olan nörosifiliz, güneş çarpması, absent kullanımına bağlı olarak ortaya çıkan epilepsi, Meniere hastalığı gibi çok sayıda hastalık teşhis etmişlerdir.

— Van Gogh, ksantopsiye -sarı rengi görmede baskınlık- yol açtığı bilinen absent bağımlısıydı ve birçok otorite onun resimlerinin çoğunda gözlenen derin ve parlak sarı renk kullanımını absent tutkusuna bağlıyordu.

—Ayrıca Van gogh bazı atak dönemlerinde boya da yemiştir.


—Van Gogh, Dr. Paul Gachet tarafından epilepsi ve manik-depresif krizleri için kullanılan digoksin içeren bir ilaçla tedavi ediliyordu.

—Pelin otu ya da Yüksükotu özünden elde edilen ilaç Van Gogh’un yaşadığı dönemde epilepsi tedavisi için kullanılıyordu. O sıralar bu bilinmese de daha sonra yapılan araştırmalarda bu ilacı alan hastaların etrafı sarımsı bir tonda görme eğiliminde oldukları keşfedilmiştir. Yani aslında tedavi amaçlı bir ilacın yan etkisi, Van Gogh'un eserlerini farklı yapan o sarı tonun tablolarda daha fazla yer almasına neden olmuştur.

— Doktoru Paul Gachet'i bu bitkiyi tutarken resmetmiştir.


ClaudeMonet

1840 - 1926



—Claude Monet, 1912 yılında kendisine katarakt tanısı koyulmuş ve ameliyat olması önerilmiş ünlü bir ressamdır. Ne var ki; Monet uzunca bir süre boyunca ameliyat olmayı kabul etmemiştir. Takip eden on yıl boyunca, tıbbi kayıtlarında belgelendiği üzere kritik detayları görme yeteneği giderek azalmıştır. Bu durumdan, Monet'in renk algısı da etkilenmiştir. 1914 yılında, kırmızıların mat ve bulanık göründüğünü söylemiş ve 1918 yılı itibariyle de boya tüplerinin etiketindeki renkleri ayırt etme yetisi son derece azalmıştır.


Monet'e katarakt teşhisi konulmadan 10 yıl önce yapmış olduğu bahçesindeki nilüfer göletinin üzerindeki Japon köprüsü resmi.


Monet'in ameliyat geçirmeden bir yıl önceki 1922 tarihli Japon Köprüsü tablosu.


EdvardMunch

1863 - 1944


—Munch intihar düşünceleri, halüsinasyonlar, fobiler (agorafobi dahil) diğer ağır ruhsal ve fiziksel acılarını,ruhsal problemlerle mücadelelerini günlüğündeki yazılarında belirtmektedir. Kız kardeşi de akıl hastasıdır ve bir kuruma yatırılmıştır.. Edvard Munch mizaç olarak gergin ,takıntılı bir dindar olarak delilik tohumlarını babasından miras aldığını söylemektedir. Psikonevroz noktasına kadar gelmiştir. Munch ne yazık ki aşırı alkol ve çözülmeyen zihinsel durumundan dolayı 1908’de özel bir sanatoryuma girmiştir.



Günlüğüne yazdığı notta Munch, Çığlık konusundaki esin kaynağını şöyle anlatıyordu: “İki arkadaşımla yolda yürüyordum; güneş battı, bir melankoli dalgasına kapıldım. Birden gökyüzü kıpkızıl bir renk aldı. Durup parmaklıklara yaslandım. Alev alev gökyüzü, mavi fiyordun ve şehrin üstünde kan ve kılıç gibi sarkıyordu. Arkadaşlarım yola devam etti; ben ise büyük bir endişeyle öylece duruyor ve doğada sonsuz bir çığlığı hissediyordum sanki.”

Çığlık tablosu üzerinde yapılan çalışmalarda tablonun sol üst köşesinde gizemli bir yazı bulundu. Bu yazının ne olduğuna dair geniş bir tarama yapıldı. ‘sadece bir deli tarafından çizilebilir’ anlamına sahip bir ifade ortaya çıktı. Bu yazının sahibi de ressam Munch olarak bilinmektedir.


William Utermohlen

1933 –2007


—Amerika’da doğan ressam William Utermohlen 62yaşında Alzheimer hastalığına yakalanmıştır. Onun kendini unutmama çabaları, bizler için çok önemli ipuçları sağlamıştır. Yıllar içinde melekelerini birer birer, ağır ağır yitirirken yaptığı resimler onun bir insan olarak yaşama azmini, bir hasta olarak kendini hatırlayabilme isteğini ve bir ressam olarak hastalığının evrelerini, geçirdiği-yaşadığı ızdırabı gözler önüne sererek yol gösterici olmak gibi büyük sorumluluk üstlendiğini gösteriyor bizlere…



Francisco Goya

1746-1828


Goya, sanatındaki yaratıcı- yıkıcı öğeler ve cesur resimleriyle kendisinden sonra gelen sanatçılara öncü olmuştur.

—Sanatçının sanat hayatı kolayca iki döneme ayrılabilir. Birinci dönem duvar halıları, resim taslağı ve portreler olarak tanımlanabilir. İkinci dönem ise şeytani varlıkları, savaşın şiddetini, diğer ölüm ve yıkım sahnelerini tasvir eden ”Kara Tablolar” ve ”Savaş Faciası” serileridir.




—1792’de ciddi bir hastalık Goya’yı sağır bırakmış ve sanatçı bundan sonra daha içe dönük olmuş. Çalışmaları giderek insan davranışını küçümseyen gözlemlerle birlikte hayal gücüne dayanmış.İnsan kusurlarını hicveden güçlü ve oldukça acımasız bir üslup geliştirmiş.

—Goya’nın günlüklerine ve mektuplarına göre ruhsal durumunun bozulması, ve kendini toplumdan soyutlaması, paronoyak ve korku içinde olması 46 yaşındaki sağırlığının başlangıcı ile bağlantılı.

—Kasım 1792’de Goya, Seville’de ciddi derecede hastalanmıştır. görme bozukluğu ve sağ kolunun felç olmasının yanı sıra, depresyon, halüsinasyonlar, hezeyan ve kilo kaybı gibi semptomlar görülmeye başlanmıştır. Ciddi hastalığının nedeni defalarca tartışılmıştı: Sifilis (Frengi) tedavisinin yol açtığı beyin tümörü müydü yoksa Goya’nın renklerinde kullandığı kurşunlardan mıydı? Açıkçası Goya’nın sağlık koşullarını araştıran yazarlar, sadece varsayımsal teşhis sonuçlarını sunabilmişlerdir. Tümü, merkezi ve periferik nörolojik lezyonların olduğu kanısındaydı fakat bu patolojik durumların nedenleri konusunda hepsi birbirinden oldukça farklı yorumlar getirmiştir. Bazıları, sifilistik bir nedenden olduğunu ileri sürerken, bir kısmı da kurşun veya cıvadan kaynaklı kronik bir zehirlenme olabileceğini düşünmüştür






Louis Wain

1860 - 1939


—İngiliz sanatçı, ressam ve grafiker Louis Wain,genel olarak, rengârenk fantastik portreleri ve fraktal kedi resim ve çizimleri ile tanınır.

— 23 yaşında evlendiği Emily Richardson kısa süre sonra meme kanseri olmasıyla onu güldürmek için kedi resimleri yapmaya başladı .Çalıştığı dergi editörleri, bu resimleri gördükten sonra bunları basmayı teklif etti.Böylece kedi resimleriyle meşhur oldu. Wain genellikle dışarıda oturduğu zaman etrafındaki insanları gizlice çizer, ancak onları kedilere dönüştürürdü.

— Resimler karısını güldürmeye yetti fakat yaşatamadı.Ressam tek başına kaldı. O sırada patlak veren Birinci Dünya Savaşı nedeniyle içine kapandı. Buna yoksulluk ve karısının yokluğu da eklenince depresyona girdi. Psikoz döneminden bir türlü çıkamadı ve hastalığı şizofreniye dönüştü.

—57 Yaşından sonra gelen bu hastalık onu yaratıcı bir döneme soktu.Kedileri de değişmeye başladı. Sanat hayatının sonundaysa kedi tabloları çözülemeyen bir sırra dönüştü.

—Hayatının ilerleyen zamanlarında farklı akıl hastanelerine kapatıldı ve psikozlar yaşamasına sebep olan akıl hastalığıyla mücadele etti.





Pablo Picasso

1881 – 1973

— Dr. Ferrari’nin yakın zamanda yaptığı araştırmalar migren hastalarının yaptığı çizim, boyama ve diğer sanatsal çalışmalar üzerineydi. Bu örnekleri inceleyip birbirleri arasındaki bağlantıyı yorumlamaya çalışmıştır. Bu eserler ile Picasso’nun eserleri arasındaki benzerliğe odaklanmıştır. Ortak olan unsur ise görsellerdeki yanıltıcı kırılmalardır. Dr. Ferrari, ‘’Pablo Picasso’nun kadın yüzü resimlerinde görülen düşey yarıklar ve kayık yüz parçaları migren hastalarının gördüğü biçimlere fark edilir derecede benziyor. Migrenin sonuçlarından biri görme anomalilerinin zaman içerisinde artması’’ ifadesini kullanmıştır.

— Diğer bir çalışma ise Podoll ve Robinson’un tespit ettiği ‘’Hayali Bölünme’’dir. Picasso’nun illüzyonunda objeler ve insanlar yer değiştirebilir, birbirlerinden ayrılabilir gibi çatlak şeklinde çizgiler görünür.





AugusteRenoir

1841-1919


—Fransız İzlenimci ressam Auguste Renoir 1899’da Romatoid artrit hastalığına yakalandı.

—1919’da ölünceye kadar resim yapmaya devam etti. Çok acı çekmesine rağmen çok üretti. Fırçaları tutamaz duruma gelmişti.fırçaları bileğine bağlayarak üretmeye devam etti.Bileğini hareket ettirmek bile onun için çok acı verici bir iş olsa bile resimlerini daha yaratıcı,üstün bir noktaya taşımıştır.. Belki de bir keresinde söylediği gibi kendi cümlelerinde bir cevap buluruz: “acı geçer, ama güzellik kalır.”

—Sağlıklı döneminde yaptığı resimler aydınlık,neşeli hayatlar ve detaylı çizimlerken hastalığında daha detaylardan arınmış sınır çizgileri ortadan kaybolmuştur. (ki bu sanat için iyi bir şeydir)





FridaKahlo

1907 - 1954


—1925'te okuldan eve dönerken bindiği otobüsün tramvayla çarpışması sonucu çok kişinin öldüğü kazada, tramvayın demir çubuklarından birisi Frida'nın sol kalçasından girip leğen kemiğinden çıkmıştı. Kazadan sonra tüm hayatı korseler, hastaneler ve doktorlar arasında geçmiş; omurgası ve sağ bacağında dinmeyen bir acıyla yaşamış, 32 kez ameliyat edilmiş ve çocuk felci nedeniyle sakat olan sağ bacağı 1954’te kangren yüzünden kesilmiştir. Yaşadığı çocuk felci nedeniyle hem bedensel hem de psikolojik sorunlar yaşamıştır.


yatağa bağımlıyken yediği sakatatları ve çok istediği bebeklerini kaybettiğindeki ruhsal çöküntüsünü resmetmiştir.



''Ama ben hasta değilim ki. Kırık döküğüm. Aynı şey değil, anlıyor musunuz?''

11 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör
bottom of page